Üreticiler Fatsa'da birleşiyormuş.
Üreticiler Fatsa’da ortak mücadele için yürüyecek
tarım politikalarındaki değişimler, emeğin korunması ve doğanın savunulması gibi konuları ele almak isteyen üreticiler, 3 ağustos'ta fatsa'da bir yürüyüş düzenleyecek.
tarım politikalarının değişmesi, emeğin korunması, kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi, demokratik hakların genişletilmesi ve doğanın savunulması birbirini tamamlayan başlıklar olarak değerlendirilirken üreticiler 3 ağustos’ta fatsa’da gerçekleştirilecek üretici yürüyüşünü aynı zamanda halkın bir araya gelebileceği ortak zemin olarak da tarif ediyor.
Karadeniz’de fındık hasadı yaklaşırken üreticiler yine düşük alım fiyatlarını, artan maliyetleri ve borç yükünü konuşuyor. Ancak bu kez itiraz yalnızca fındığın fiyatına değil tarımı piyasaya teslim eden politikalara, yaşam alanlarını sermayeye açan düzene ve ülkeyi yönetme krizi yaşayan rejime karşı yöneliyor.
Sorunların çözümüne karşı beklentilerinin kalmadığını belirten üreticiler, 3 Ağustos’ta Fatsa’da yapılacak üretici yürüyüşünü yalnızca bir eylem değil, ortak mücadele çağrısı olarak değerlendiriyor.
AKP iktidarı, ülkede tarımı piyasanın kurallarına ve büyük sermaye gruplarının ihtiyaçlarına teslim etmiş durumda. Tarımsal desteklerin giderek zayıflatıldığı, kamu kurumlarının işlevsizleştirildiği ve üreticinin piyasa karşısında yalnız bırakıldığı politikalar, çiftçiyi her geçen yıl daha kırılgan hale getirirken milyonlarca üretici yaşamlarını bir belirsizlik içinde sürdürmeye mahkûm ediliyor.
Mazottan gübreye, ilaçtan fideye, işçilik giderlerine kadar üretimin her aşamasında maliyetler katlanarak artıyor. Buna karşın hasat dönemlerinde açıklanan alım fiyatları ise üreticinin emeğini karşılamıyor. Çoğu zaman maliyetin dahi altında kalan fiyatlar çiftçiyi ya zararına satış yapmaya ya da borçlanarak üretimi sürdürmeye zorluyor. Bankalara ve tarım kredi kooperatiflerine olan borçlar büyürken, küçük üretici giderek daha fazla üretimden kopma riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Karadeniz’de fındık hasadının yaklaştığı bugünlerde bu tablo daha görünür hale gelmiş durumda. Köylerde, kahvehanelerde, pazar yerlerinde konuşulan maliyeti karşılamayan fiyatlar, yükselen girdi giderleri, belirsiz alım politikaları ve büyüyen borç yükü, üreticilerin ortak gündemi haline geldi.
AKP’DEN BEKLENTİ BİTTİ
Ekonominin kötü gidişatına ilişkin sohbetler, kısa sürede ülkenin siyasal atmosferine uzanıyor. Rejimin muhalefete yönelik baskıları, hukukun işlevsizleşmesi, demokratik mekanizmaların zayıflaması ve ifade özgürlüğüne yönelik müdahaleler, bölgede yaşanan ekonomik sorunlardan ayrı değerlendirilmiyor.
Tüm sorunların ülkenin yönetim biçimi ile ilişkili olduğunu düşünen üreticiler, karşı karşıya oldukları sorunun yalnızca fındığın fiyatı olmadığını da dile getiriyor. Bölgedeki sohbetler esnasında kimi zaman “En yüksek fiyatı verseler ne olur” kimi zaman da “verseler kepçeyle geri alacaklar” söylemleri, halkın bu iktidar politikalarına artık ne kadar hakim olduğunu ve bir beklentisinin kalmadığını ortaya koyar nitelikte.
Öte yandan Saray rejiminin ekonomi ve tarım politikaları yalnızca üreticiyi yoksullaştırmakla sınırlı kalmadı. Aynı zamanda kırsal yaşamın sürdürülebilirliğini de tehdit eden bir dönüşümü beraberinde getirdi. Karadeniz’in ormanları, dereleri ve tarım alanları maden projeleri, taş ocakları, HES’ler ve farklı rant yatırımlarıyla kuşatılıyor.Toprağın, suyun ve ormanların tahrip edildiği bir yerde üretim de tehlikeye düşerken bölgede yükselen itiraz, yalnızca fındık bahçelerini değil, yaşam alanlarının bütününü savunma iradesini de içeriyor.
Bugün üreticilerin önemli bir bölümü artık mevcut iktidardan daha yüksek fiyat ya da geçici destek paketleri beklemediğini açıkça ifade ediyor. Her yıl aynı senaryoyu yaşayan üreticiler artık sorunlarının bu rejim ile çözülmeyeceğinin farkında.
2-3 senedir fındık üretimini derinden etkileyen ‘kokarca böceğinin’ bu sene olmaması, fındığın filizinin çok görünmesi bile üreticide fiyat kaygısını artırıyor. Fındık çok olursa ‘bu sefer de para etmez’ diyenler, sorunlarının çözümünü iktidarın gönderilmesi olarak görüyor.
ÜRETİCİ YÜRÜYÜŞÜNDE BULUŞALIM
Bu sebeple fındık üreticilerinin yaşadıklarının da farklı toplumsal kesimlerin yaşadığı sorunların da birbirinden bağımsız olmadığını ortaya koyuyor. İşçinin ücret mücadelesiyle köylünün üretim mücadelesi, emeklinin insanca yaşam talebiyle gençlerin gelecek kaygısı aynı siyasal ve ekonomik düzenin farklı sonuçları olarak ortaya çıkıyor.
Tarım politikalarının değişmesi, emeğin korunması, kamusal hizmetlerin güçlendirilmesi, demokratik hakların genişletilmesi ve doğanın savunulması birbirini tamamlayan başlıklar olarak değerlendirilirken üreticiler 3 Ağustos’ta Fatsa’da gerçekleştirilecek üretici yürüyüşünü aynı zamanda halkın bir araya gelebileceği ortak zemin olarak da tarif ediyor.
Alınan yürüyüş kararına yönelik köy toplantıları başlatılırken, yürüyüş hakkında konuşan üreticiler bir araya gelme çağrısının yalnızca hasat öncesi gerçekleştirilen bir üretici eylemi olarak değerlendirilmemesi gerektiğine vurgu yaptı.
Yürüyüş, tarım krizini ülkenin ekonomik, demokratik ve siyasal krizinden bağımsız görmeyen çözümü ise emekçilerin birleşik mücadelesinde arayan bir hattın ifadesi olarak değerlendiriliyor.
Üreticiler, Türkiye’de üretimin, doğanın ve emeğin geleceğinin yeniden kurulmasının ancak işçinin, çiftçinin, köylünün ve tüm emekçi halkın ortak mücadelesini büyütmekten geçtiğini vurgularken yürüyüşün, yalnızca bugünün ekonomik sorunlarına dikkat çeken bir eylem değil aynı zamanda ülkenin geleceğinin nasıl kurulacağına ilişkin güçlü bir toplumsal irade ortaya koyma iddiası taşıdığının da altını çiziyor.