Veriler iktidarın söylemini çürüttü: Ağaçlandırma hikayesi çöktü
ogm istatistikleri, yıllardır “rekor ağaçlandırma” söylemiyle sunulan verilerin gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. verilere göre son sekiz yılda gerçek anlamda ağaçlandırma olarak kabul edilen orman dışı ağaçlandırmaların yıllık ortalaması, belgrad ormanı’nın yaklaşık onda biri büyüklüğünde kaldı.
ogm istatistikleri, yıllardır “rekor ağaçlandırma” söylemiyle sunulan verilerin gerçeği yansıtmadığını ortaya koydu. verilere göre son sekiz yılda gerçek anlamda ağaçlandırma olarak kabul edilen orman dışı ağaçlandırmaların yıllık ortalaması, belgrad ormanı’nın yaklaşık onda biri büyüklüğünde kaldı.
Yıllardır milyonlarca fidan dikildiğini, Türkiye’nin ağaçlandırmada dünyada dördüncü, Avrupa’da birinci sırada yer aldığını öne süren iktidarın söylemleri, bu kez Orman Genel Müdürlüğü’nün (OGM) kendi istatistikleriyle çöktü.
OGM, 2024 ve 2025 ormancılık istatistiklerinde ilk kez ağaçlandırma çalışmalarını “orman içi” ve “orman dışı” olarak ayırdı. Geriye dönük olarak 2018’e kadar güncellenen veriler, bugüne kadar tek kalemde açıklanan ağaçlandırma rakamlarının büyük bölümünün gerçekte mevcut orman alanlarında yürütülen rehabilitasyon, endüstriyel plantasyon ve özel ağaçlandırma çalışmalarından oluştuğunu gösterdi.
BELGRAD’IN ONDA BİRİ
OGM verilerine göre 2018-2025 döneminde toplam 213 bin 685 hektar ağaçlandırma yapıldı. Bunun 194 bin 35 hektarı orman içi, yalnızca 3 bin 660 hektarı ise orman dışı ağaçlandırma oldu. Böylece sekiz yılda yıllık ortalama orman dışı ağaçlandırma toplam ağaçlandırmanın yüzde 1,85’ine denk gelerek sadece 458 hektarda, yani sermayenin hedefinde olan Belgrad Ormanı’nın yaklaşık onda biri büyüklüğünde kaldı. Aynı dönemde yıllık ortalama 24 bin 254 hektarlık çalışma ise mevcut orman alanlarında gerçekleştirildi.
Veriler, orman içindeki çalışmaların önemli bölümünün endüstriyel plantasyon, rehabilitasyon ve özel ağaçlandırma faaliyetlerinden oluştuğunu da ortaya koydu. Sekiz yılda toplam 97 bin hektar endüstriyel plantasyon, 32 bin hektar özel ağaçlandırma gerçekleştirildi. Geriye kalan yaklaşık 65 bin hektarlık bölüm ise rehabilitasyon çalışmaları kapsamında yer aldı.
RAKAMLAR ŞİŞİRİLİYOR
Ormancılık Politikası Uzmanı Prof. Dr. Erdoğan Atmış da istatistiklerin yıllardır dile getirdikleri eleştirileri doğruladığını söyledi. Atmış, “Ülkemizde ağaçlandırma alanları envanterinde ağaçlandırma ile yeniden orman haline getirme arasında bir ayrımı yapılmadığını daha önce defalarca kez açıklamıştık. Hatta sosyal zorluklar (köylülerin karşı çıkması vb.) nedeniyle ağaçlandırmaların çoğunun orman olmayan alanlarda değil, kapalılığı yüzde 10’dan az olan orman alanlarında ve orman içi boşluklarda yani zaten orman olan yerlerde gerçekleştirildiğini, hatta başarısız ağaçlandırma alanlarının tekrar ağaçlandırılmakta olduğunu ve bu değerlerin de envanterde yeni ağaçlandırma verisi olarak yeniden eklendiğini, yani ağaçlandırma rakamlarının şişirildiğini defalarca söyledik” dedi.
Yıllardır kamuoyuna sunulan “rekor ağaçlandırma” söyleminin resmi verilerle çeliştiğini belirten Atmış, “İktidar ve ormancılık örgütü elinin altında bulunan medya aracılığıyla ağaçlandırmada rekor kırdıkları, dünyada dördüncü, Avrupa’da birinci sırada yer aldıkları propagandasını hiç bıkmadan sürdürdüler. Bu bilgiyi raporlarda, konuşmalarında, sosyal medyada yaymakla kalmayıp, şehirlerde billboardlara astılar. Tarım ve Orman Bakanı yetmiyormuş gibi Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da bu yanlış bilgiyi defalarca övünme icraatı olarak söyletti. Oysa dünyada hiçbir belgede böyle bir bilgi yok. Kaldı ki, ‘Çin’in yılda 2 milyon hektarla birinci sırada yer aldığı listede siz yılda 458 hektarla nasıl dördüncü sırada yer alacaksınız, bunu sorgulayacak olan hiç yok mu aranızda’ diye sormak gerek diyeceğim de bunu sormak cesaret ister” ifadelerini kullandı.
Atmış, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) verilerinin farklı bir tablo ortaya koyduğunu belirterek “Verilere göre Türkiye ağaçlandırmada değil ama net orman artışında yılda 118 bin hektarla dünyada birinci, Avrupa’da dördüncü sırada. Fakat bu artışın nedeni yapılan ağaçlandırmalar değil. Aslında dünya ormanlarının sadece yüzde 7’si ağaçlandırmayla kazanılmış orman, geri kalan yüzde 93’ü kendi kendine oluşmuş orman. OGM’nin FAO’ya gönderdiği bilgilere göre; Türkiye’nin 1940’lı yıllardan beri yaptığı ağaçlandırmalarla kazandığı orman sadece 755 bin hektar. Yani tüm ormanlarımızın yüzde 3,3’ü. Geri kalan yüzde 96,7 kendiliğinden yetişmiş orman” diye konuştu.
HALKI OYALIYORLAR
AKP dönemine ilişkin verileri de paylaşan Atmış, “Bu verilere göre 2002 ile 2025 yılları arasını kapsayan AKP döneminde ağaçlandırmayla kazandığımız orman 183 bin hektar, yani yılda sadece 8 bin hektar orman kazanmışız. Oysa aynı dönemde toplamda 448 bin hektar, yılda 18 bin 600 hektar ormanımız yanmış. Yine 2004 ile 2025 arasına baktığımızda AKP döneminde toplamda 618 bin 433 hektar, yılda 28 bin hektar ormanımız enerji, madencilik vb. tahsislerle bir daha orman olmayacak şekilde kullanıma açılmış” dedi.
Mevcut ormancılık anlayışının değişmesi gerektiğini vurgulayan Atmış, “Yapılan ağaçlandırmalarla orman kazanmanın çok zor olduğu bir dönemde eldeki doğal ormanları bu şekilde kaybeden bir ormancılık anlayışından kurtulmamız gerektiği gibi, sadece yanlış bilgilerle halkı oyalamaya dayanan ormancılık anlayışından da kurtulmalıyız. Fakat yine de verileri doğru şekilde paylaşma yolunu seçerek ülkedeki ağaçlandırmaların gerçek ağaçlandırma olmadığı tezimizi haklı çıkaran ormancılık yönetimine teşekkür ediyorum. Aynı anlayışı orman tahsis verilerinin ayrıntılı şekilde paylaşılması ve 2022’den beri kamuoyuyla paylaşılmayan Orman Yangınları ile Mücadele Faaliyetleri Değerlendirme raporlarının tekrar paylaşılmaya başlanması için de bekliyorum” ifadelerini kullandı.
“AĞAÇLANDIRMA DEĞİL YENİDEN ORMANLAŞTIRMA”
FAO tanımına göre ağaçlandırma, daha önce orman olmayan alanlarda yeni orman oluşturulmasını ifade ediyor. Mevcut orman alanlarında yapılan çalışmalar ise “yeniden ormanlaştırma” kapsamında değerlendiriliyor. OGM’nin açıkladığı yeni veriler, yıllardır tek başlık altında duyurulan ağaçlandırma rakamlarının aslında “ağaçlandırma” kapsamına girmediğini ortaya koydu.