Siyaset sokaklara inmiş.
Yan yana giderken
siyasal mücadelenin toplumsal zeminde kurulmasının kaçınılmaz olduğu, geçmiş tecrübelerle siyasetin halkın sokağına inmesiyle yeniden kuruluşun ihtimal dahilinde olduğu belirtiliyor.
ülkede siyaset sahnesinde ortaya çıkan tabloda siyasal mücadelenin yeniden toplumsal zeminde kurulmasının artık kaçınılmaz olduğu açıktır. göstermelik, konjonktürel arayışların ötesinde, geçmiş deneyimlerin tecrübeleriyle siyaseti yukarıdan kurulan masalardan yeniden halkın sokağına indirdiğimizde, sadece çıkış değil, yeniden kuruluş da hakiki bir ihtimale dönüşecektir. son haftalarda ankara ve i̇stanbul’da gerçekleştirilen "halkın birleşik muhalefeti yolunda yan yana" buluşmaları olarak ortaya çıkan forumlar da bu koşullar altında önemli bir arayış zemini olarak öne çıkıyor. toplumun direngen kesimleri ile tabandan büyütülecek bir hareket imkanı, rejimi gönderebilecek, cumhuriyetin tasfiye edilen bütün ileri değerleri karşısında yeniden kuruluşu var edebilecek tek gerçekliktir.
Milyonlar açısından iktidarın sorunları çözebileceğine dair inanç büyük ölçüde ortadan kalkmış durumda. Ülkenin farklı bölgelerinde ya da alanlarında ortaya çıkan direnişler toplumun geniş kitlelerinin bu rejimde yaşamak istemediklerinin ve artık kendi hayatlarında söz sahibi olma istediklerinin açık kanıtları olarak gelişiyor. Muhalefetin farkı kesimlerinden de dile getirilen eski siyaset tarzının iflasına ilişkin değerlendirmeleri de bu gelişmeler ışığında ele almak gerekir.
Öyle ki şimdiye kadar muhalefetin sadece parlamenter sisteme dayalı, sandıktan başka çözüm yolu göstermeyen siyaset tarzı, halkın değişim isteğini hayatın her alanına yaymasını perdelerken, bu değişim iradesinin hayata geçmesinin önündeki en büyük engellerden birisi haline geldi. Benzer bir durumu dünya çapındaki yeni muhalif hareketler ve isyan hareketlerine bakarak da görmek mümkün. Bir yanda emperyalist-kapitalist sistem krizini, faşist bir yeni başkanlar üzerine kurulu tek adamlar üzerinden şekillendirmeye çalışırken, muhalefet de kurumsal sınırları aşarak, kendine yeni yollar arıyor.
Son dönemde CHP etrafında yaşanan tartışmalar ve özellikle mutlak butlan kararı sonrasında ortaya çıkan tablo, en başından beri söylediğimiz üzere yalnızca bir parti içi kriz olarak okunamaz. Son gelişmelerle birlikte butlancı CHP yönetimi içerisinde figüran üyelik törenleri de uzun süredir egemen olan siyaset anlayışının ulaştığı noktayı görünür kılıyor.
Toplumun aktif katılımı yerine yönlendirilmiş kitleler üretmeye dayanan bu anlayış, iktidar ile muhalefetin, arasındaki biçimsel farklılıklara rağmen aynı siyasal kültürün ürünü olduğunu bir kez daha ortaya çıkardı. Bugün siyasal alandaki çözülmenin en büyük nedeni, halka verilen bu edilgen rolün bizzat halk tarafından kırılmaya başlaması.
Üniversitelerde öğrencilerin, maden havzalarında emekçilerin, eğitim alanında öğretmenlerin, kadın hareketinin, ekoloji mücadelelerinin ve yaşam alanlarını savunan yerel direnişlerin ortaklaştığı nokta, siyasetin yeniden toplumsal zeminde kurulabileceğini göstermesidir.
Bu mücadelelerin ortak özelliği yalnızca talepleri değil toplumun yeniden siyasetin öznesi haline getirme yollarını da gündeme getiriyor olması. Özgür Özel yönetiminin CHP içerisinde yüzünü sokağa dönmeye başlamasında da YENİ Parti’nin kuruluş sürecinde de tabandan gelen bu basıncın izlerini görebilmek mümkün.
Siyasetteki yaşanan bu tıkanma, kurumsal siyasetin tek başına toplumsal dönüşüm üretemediğini açık biçimde gösterdi. Bu sebeple toplumsal hareketlerin güçlenmesi, yalnızca seçim dengelerini değil siyaset yapma biçimini de değiştirme potansiyeli taşıyor
Ancak bu değişme potansiyelini bir partinin veya bir liderin odağında hayata geçemeyeceği de üzerinden atlanmaması gereken bir gerçek. Siyasetin dönüşümü üzerine tartışmalar, eskinin hatalarından doğru derslerin çıkarılmasını da zorunlu kılıyor. Post-modern yeni çağın gösteri siyasetinin de belirleyici altında, siyaset muhalefet alanında da uzun zamandır kişiler üzerine kurulu kahramanlık-popülerlik eksenine sıkıştırılıyor. Bu tür bir siyaset anlayışı sonunda toplumun aktif bir mücadele öznesi olmasının önüne geçerek, tüm kritik kararların siyasi elitler tarafından verildiği bir çürük düzenin devamına yol açıyor.
Asıl yapılması gereken bu rejimin de kontrol etme kapasitesinin olmadığı toplumsal muhalefet alanında bir gücün yaratılması. Böyle bir muhalefet hareketinin kalbi Parlamento olmaktan çıkan, toplumsal mücadele alanı olmak zorundadır.
Bu açıdan önümüzdeki dönemde muhalefet hareketinin gelişmesinde, farklı mücadele alanlarındaki birikimler mutlaka dikkate alınmak zorundadır. Devletin tüm imkânlarını kendisi için seferber edebilen bir iktidar karşısında kazanabilmek, toplumun direnen tüm kesimlerinin ve inisiyatiflerinin aktif mücadelesinin örgütlenmesinden ayrı düşünülemez. Sadece sandık ve oy hesapları üzerine kurulmuş, dar anlamda bir Partinin iktidar olmasının ötesinde, rejimin dönüşümü böyle bir toplumsal muhalefet gücünün varlığını zorunu kılıyor.
Son haftalarda Ankara ve İstanbul’da gerçekleştirilen “ Birleşik Halk Muhalefeti Yolunda Yan Yana” buluşmaları bu anlamda önemli bir arayış zemini olarak öne çıkıyor.
Farklı mücadele alanlarını ortak bir siyasal zeminde buluşturma arayışı, uzun süredir parçalı ilerleyen toplumsal muhalefetin yeni ortak mücadele zeminlerini geliştirme ihtiyacına işaret ediyor. Emek ve meslek örgütlerinden sendikalara, gençlerden kadınlara ve emeklilere kadar toplumsal muhalefetin geniş kesimlerinin yan yana geldiği iki forum yeni bir siyasetin kurulabilmesi için de kritik bir adım atmış oldu.
Bu iki Forum’da “parçalı muhalefetin mevcut rejime karşı birleştirilmesi” ortak bir irade olarak kendini gösterdi. Bununla birlikte ülkenin birikmiş toplumsal sorunlarının çözümlerini merkeze alan bir köklü değişim, ekseni de buna eşlik ediyor. Bu anlamda Forum konuşmalarında da ifadesini bulan, “direniş ve yeniden kuruluş” bütünlüğü, önemli bir hareket noktası.
Forum’lar aynı zamanda geçmiş birleşik mücadele deneyimlerinin derslerinin de dile getirildiği, bu anlamda da bir eleştirel değerlendirmeyi yeni bir yol arayışının parçası haline getiriyor. Forum’larla başlayan sürecin çoğaltılması, aynı zamanda bu hareketin yukarıdan-tepeden siyasal ittifaklar yerine, toplumsal mücadelerin ortaklaştırılması ve sıradan insanların gücünün açığa çıkarılmasının temel alan bir yol izlemesi yönündeki, görüşler halkın öznesi olduğu yeni bir siyaset için anahtar niteliğinde.
Göstermelik, konjonktürel arayışların ötesinde, geçmiş deneyimlerin tecrübeleriyle siyaseti yukarıdan kurulan masalardan yeniden halkın sokağına indirdiğimizde, sadece çıkış değil, yeniden kuruluş da hakiki bir ihtimale dönüşecektir.