Yunanlılar yağlı güreşi de sahiplenmiş.
Yunanistan yağlı güreşi de çalıyor
yunanistan, yağlı güreşin "antik yunan sporu" olduğunu iddia ederek kültürel mirasımıza göz dikti.
yunanlılar yağlı güreşin “antik yunan sporu” olduğunu iddia etti.
Yunanistan'da Selanik yakınlarındaki Sohos köyünde gerçekleştirilen yağlı güreşlerde Türk yağlı güreşi 'antik Yunan sporu' olarak tanıtıldı. Çayıra çıkan Yunan pehlivanlar davul-zurna eşliğinde peşrev çekti.
Kıspet'e 'kispedis', pehlivana ise 'Pachlivanis' diyen Yunanlılar sporun kendilerine ait olduğunu iddia etti. Etkinliği izleyenler gazetecilere yağlı güreşin antik spor olduğu yönünde demeçler verdi.
Yunanistan'da gerçekleştirilen etkinlik Türk kamuoyunda tepki çekti. Daha önce birçok Türk yemeğinin kendilerine ait olduğunu iddia eden Yunanlılar bu kez de ata sporunu çalmak istiyor.
Efsaneye göre 1346 yılında Orhan Gazi'nin Rumeli'yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, büyük oğlu Süleyman Paşa 40 askerle Bizanslılar'a ait Domuzhisar'ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Öteki hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan'ın topraklarında kalan Samona'da mola verirler. 40 cengaver burada güreşe tutuşurlar. Saatlerce süren güreşlerde, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür.
Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Edirne yakınlarındaki Ahıköy çayırında aynı çift yeniden güreşe tutuşurlar. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler. Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler.
Arkadaşları onları aynı yerdeki bir incir ağacının altına gömerek oradan ayrılırlar. Yıllar sonra ise aynı yere gittiklerinde iki pehlivanın mezarlarının bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bundan sonra halk orada yatanların anısına o yöreye, 'Kırkpınar' adını verirler.
I. Murad, Edirne'nin alınmasından sonra Edirne'de güreşçiler tekkesi kurmuş ve bundan böyle de her sene güreş yapılması bir gelenek haline gelmiştir.
Osmanlı Devleti döneminde yapılan Kırkpınar Panayırı, bazı yönleriyle Rumeli'nin diğer yerlerinde yapılan panayırların aynısıydı. Burada da çoğunlukla hayvan ve çeşitli eşyaların alış verişi yapılır. Kırkpınar'ı diğerlerinden ayrıcalığı, güreş, at yarışı, yaya koşusu gibi sportif faaliyetler 'Ağa' tarafından düzenlenerek daha değerli ödüller verilmesidir. Panayırın süresi 3 gündür.
93 Harbi nedeniyle 1878, 1879, 1880 ve 1881 yıllarında da Kırkpınar Yağlı Güreşleri yapılamadı. Balkan Savaşı'nda Edirne, 26 Mart–10 Temmuz 1913 tarihine kadar, Bulgar işgalinde kaldı. Bu nedenle 1913 yılı güreşleri de yapılamadı. Barış antlaşmasında Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı yer, Türk sınırları dışında bırakıldığı için 1914 yılı güreşleri Edirne-Mustafa Paşa yolu üzerinde bulunan Virantekke köyü ile Meriç Nehri arasındaki çayırlıkta yapıldı.
I. Dünya Savaşı nedeniyle (1914–1918) ve savaştan sonra Trakya, Yunan işgalinde kaldığı için 1919, 1920, 1921 ve 1922 yıllarında Kırkpınar Güreşleri yapılamadı. 25 Kasım 1922 tarihinde, Türk Ordusu Edirne'yi Yunan işgalinden kurtardıktan sonra Cumhuriyet döneminde ilk güreşler 30 Mayıs 1924 günü Himaye-i Etfal (Çocuk Esirgeme Kurumu) yararına Sarayiçi'nde yapıldığı için 1923 yılında da Kırkpınar Güreşleri yapılamadı.
Kıspet, kökeni Arapça 'kisvet' (kıyafet, giysi) kelimesine dayanan, yağlı güreşte pehlivanların giydiği, manda veya dana derisinden yapılan özel bir alt giysisidir. Tarihi kökenleri Orta Asya göçebe Türk kültürüne ve İskitlere kadar uzanır. Sercan Güder